Bu Dünya Kimin?
Dikkat ederseniz dünyada haksızlığa uğrayanlar, katledilenler hep müslümanlar oluyor.
Türkiye, Filistin, Afganistan, Irak, Bosna Hersek, Azerbaycan vs..
Lakin yine dikkat ederseniz, dünya kamuoyu nezdinde haksız olanlar yine müslümanlar oluyor..
- Sözde ermeni soykırımı,
- Hamas'ın roket atmasına bahane olarak girişilen Gazze operasyonu
- 9/11 olayları bahane edilerek Afganistan'ın başına gelenler
- Nükleer silah barındırılması ve demokrasi getirilmesi bahane edilerek Irak'ın işgal edilmesi vs..
Ve yine dünya kamuoyu nezdinde müsümanlar, terorist, aşırı dinci, yobaz, barbar, cahil topluluklar olarak lanse ediliyor..
(Böyle olduğumuzu sanarak, önyargı ile ülkemize gelen yabancıların şaşkınlıklarını anımsayınız.)
Peki neden bunun aksini ispat edemiyoruz?
Neden sesimiz gür çıkmıyor?
Naçizane görüşüm, emperyalist haçlı zihniyeti, birkaç istisna hariç tüm müslüman ülkelere bir şekilde nüfuz etmiş ve nüfuz ettikleri bu ülkelerde maalesef sisteme etki edecek hatta çoğu yerde sistemi ele geçirecek kadar organize olmuşlardır. Hali hazırda devam etmekte olan Filistin katliamına İslam aleminin tepkisiz kalması buna en güzel örnektir. İçlerinde bizim de bulunduğumuz müslüman ülkeler amerika' yı karşılarına almamak adına din kardeşlerinin katline ses çıkarmamaktadırlar.
Peki neden müslümanlar boy hedefi haline gelmektedir?
Bir dönem Fransa eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın Ortadoğu özel danışmanlığı yapmış olan Rouleau' ya göre, ABD Başkanı George Bush, daha iktidara gelmeden ABD Güvenlik Konseyi'nin hazırladığı raporlar var. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in de imzaladığı ve Amerikan şahinlerinin onayladığı bu rapor ve belgelerde, Washington'un dış politikası ve Ortadoğu stratejisi açıkça belirlenmiştir. Bu belgede, Amerika'nın etkinliğinin bütün dünyaya yayılması için her türlü fırsatın değerlendirilmesinden bahsediliyor.
1 Amerikan dolarının ifşa edilen sırlarını bilenler ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır. Amerika' yı da yöneten yahudilere göre dünyadaki nüfus fazladır ve birçok insanın yok edilmesi, birçoğunun da köle olması gerekmektedir. Gerek saydığım bu nedenlerden dolayı, gerekse yeraltı zenginliklerinden dolayı Ortodoğu bu zihniyet için biçilmiş kaftandır. Silah üreticisi para babalarının çıkarlarının korunmasını da unutmamak gerekir.
Peki neden bunlara karşı koyamıyoruz?
Batı uygarlığı son 3 asırdır bilimde, teknolojide, düşüncede, sanatın her dalında aydınlanmaya gitmiş iken İslam alemi aksi yönde hareket etmiştir. Kur'an anlaşılmaktan uzaklaştırılmış, din adamlarının tekeline geçmiştir. Bunlar da dini kullanarak toplulukları yönlendirmeye, kullanmaya başlamışlar ve saltanat sürmüşlerdir. Topluluklar da kadercilik anlayışı hüküm sürmeye başlamıştır. Başa gelen her şeyin, çekilen her çilenin yazgı olduğu kanısı oluşmuştur. Nasıl olsa ahirette tüm bunların hesabı sorulacaktır. Dünya bir imtihan yeridir ve yaradan sevdiği kullarına acılar verir. "Zalimin zulmü varsa, sevenin Allah' ı vardır." Müslümanları dünyevi amaçlardan uzaklaştıran bu zihniyetin oluşmasında yahudi ve hristiyan misyonerlerin katkısı de inkar edilemez bir gerçektir. Bizler uhrevi amaçlar uğruna dünyevi amaçlardan feragat ederken, haçlı boş durmamış ve bilimde, teknolojide, felsefe de ilerlemesini tüm hızıyla sürdürmüştür. Teknolojinin günden güne ilerlediği dünyada, teknolojiye ve bilime hakim olanlar dolayısıyla dünyaya da hakim olmaya başlamıştır. Fatih İstanbul' un surlarına dayandığında meleklerin kanatları olup olmadığını tartışan köhne bizans tarihten gerekli dersi almıştır. Ve bugün aynı minvalde tartışmaları yapan İslam alemidir. Surlarımıza dayanan ise haçlı zihniyetidir. İslam alemi, düşünemez, sorgulayamaz, üretemez hale gelmiştir. Daha da acısı Allah' a tapar görünerek paraya tapan sözde müslümanlar, bu kapitalist baronların maşası olmuşlardır ve ülkelerinin sömürgeleşmesine çanak tutmuşlardır. Ülkemiz de bu ülkeler arasında yer almaya aday durumdadır.
Peki ne yapmalıyız?
Öncelikle üzerimizde oynanan oyunların farkına varmalıyız. Tarihte de defalarca tecrübe ettiğimiz üzere, müslüman olmayan her topluluğa şüpheyle yaklaşmalı ve diplomatik ilişkilerimizi yeniden düzenlemeliyiz. İslam ülkeleri olarak aramızdaki sorunları çözmeli ve birlik içinde olmalıyız. Ekonomik ve siyasal işbirliği içinde olmalıyız. Tabii en başta müslümanlığı rejimlerin, tarikatların, cemaatların dikte ettiği gibi değil, Kur'an ın gereklerine göre yaşamalıyız. Aklımızı kullanabilmeli, düşünebilmeli, sorgulayabilmeli ve uygulayabilmeliyiz. Bilimi ve teknolojiyi batının tekelinden kurtarabilmeli, dolayısıyla tam bağımsızlığımıza kavuşabilmeliyiz. Behiç Gürcihan' ın dediği gibi "kanımızın son damlasına kadar değil, beynimizin son hücresine kadar savaşabilmeliyiz"
Türkiye, Filistin, Afganistan, Irak, Bosna Hersek, Azerbaycan vs..
Lakin yine dikkat ederseniz, dünya kamuoyu nezdinde haksız olanlar yine müslümanlar oluyor..
- Sözde ermeni soykırımı,
- Hamas'ın roket atmasına bahane olarak girişilen Gazze operasyonu
- 9/11 olayları bahane edilerek Afganistan'ın başına gelenler
- Nükleer silah barındırılması ve demokrasi getirilmesi bahane edilerek Irak'ın işgal edilmesi vs..
Ve yine dünya kamuoyu nezdinde müsümanlar, terorist, aşırı dinci, yobaz, barbar, cahil topluluklar olarak lanse ediliyor..
(Böyle olduğumuzu sanarak, önyargı ile ülkemize gelen yabancıların şaşkınlıklarını anımsayınız.)
Peki neden bunun aksini ispat edemiyoruz?
Neden sesimiz gür çıkmıyor?
Naçizane görüşüm, emperyalist haçlı zihniyeti, birkaç istisna hariç tüm müslüman ülkelere bir şekilde nüfuz etmiş ve nüfuz ettikleri bu ülkelerde maalesef sisteme etki edecek hatta çoğu yerde sistemi ele geçirecek kadar organize olmuşlardır. Hali hazırda devam etmekte olan Filistin katliamına İslam aleminin tepkisiz kalması buna en güzel örnektir. İçlerinde bizim de bulunduğumuz müslüman ülkeler amerika' yı karşılarına almamak adına din kardeşlerinin katline ses çıkarmamaktadırlar.
Peki neden müslümanlar boy hedefi haline gelmektedir?
Bir dönem Fransa eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın Ortadoğu özel danışmanlığı yapmış olan Rouleau' ya göre, ABD Başkanı George Bush, daha iktidara gelmeden ABD Güvenlik Konseyi'nin hazırladığı raporlar var. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in de imzaladığı ve Amerikan şahinlerinin onayladığı bu rapor ve belgelerde, Washington'un dış politikası ve Ortadoğu stratejisi açıkça belirlenmiştir. Bu belgede, Amerika'nın etkinliğinin bütün dünyaya yayılması için her türlü fırsatın değerlendirilmesinden bahsediliyor.
1 Amerikan dolarının ifşa edilen sırlarını bilenler ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır. Amerika' yı da yöneten yahudilere göre dünyadaki nüfus fazladır ve birçok insanın yok edilmesi, birçoğunun da köle olması gerekmektedir. Gerek saydığım bu nedenlerden dolayı, gerekse yeraltı zenginliklerinden dolayı Ortodoğu bu zihniyet için biçilmiş kaftandır. Silah üreticisi para babalarının çıkarlarının korunmasını da unutmamak gerekir.
Peki neden bunlara karşı koyamıyoruz?
Batı uygarlığı son 3 asırdır bilimde, teknolojide, düşüncede, sanatın her dalında aydınlanmaya gitmiş iken İslam alemi aksi yönde hareket etmiştir. Kur'an anlaşılmaktan uzaklaştırılmış, din adamlarının tekeline geçmiştir. Bunlar da dini kullanarak toplulukları yönlendirmeye, kullanmaya başlamışlar ve saltanat sürmüşlerdir. Topluluklar da kadercilik anlayışı hüküm sürmeye başlamıştır. Başa gelen her şeyin, çekilen her çilenin yazgı olduğu kanısı oluşmuştur. Nasıl olsa ahirette tüm bunların hesabı sorulacaktır. Dünya bir imtihan yeridir ve yaradan sevdiği kullarına acılar verir. "Zalimin zulmü varsa, sevenin Allah' ı vardır." Müslümanları dünyevi amaçlardan uzaklaştıran bu zihniyetin oluşmasında yahudi ve hristiyan misyonerlerin katkısı de inkar edilemez bir gerçektir. Bizler uhrevi amaçlar uğruna dünyevi amaçlardan feragat ederken, haçlı boş durmamış ve bilimde, teknolojide, felsefe de ilerlemesini tüm hızıyla sürdürmüştür. Teknolojinin günden güne ilerlediği dünyada, teknolojiye ve bilime hakim olanlar dolayısıyla dünyaya da hakim olmaya başlamıştır. Fatih İstanbul' un surlarına dayandığında meleklerin kanatları olup olmadığını tartışan köhne bizans tarihten gerekli dersi almıştır. Ve bugün aynı minvalde tartışmaları yapan İslam alemidir. Surlarımıza dayanan ise haçlı zihniyetidir. İslam alemi, düşünemez, sorgulayamaz, üretemez hale gelmiştir. Daha da acısı Allah' a tapar görünerek paraya tapan sözde müslümanlar, bu kapitalist baronların maşası olmuşlardır ve ülkelerinin sömürgeleşmesine çanak tutmuşlardır. Ülkemiz de bu ülkeler arasında yer almaya aday durumdadır.
Peki ne yapmalıyız?
Öncelikle üzerimizde oynanan oyunların farkına varmalıyız. Tarihte de defalarca tecrübe ettiğimiz üzere, müslüman olmayan her topluluğa şüpheyle yaklaşmalı ve diplomatik ilişkilerimizi yeniden düzenlemeliyiz. İslam ülkeleri olarak aramızdaki sorunları çözmeli ve birlik içinde olmalıyız. Ekonomik ve siyasal işbirliği içinde olmalıyız. Tabii en başta müslümanlığı rejimlerin, tarikatların, cemaatların dikte ettiği gibi değil, Kur'an ın gereklerine göre yaşamalıyız. Aklımızı kullanabilmeli, düşünebilmeli, sorgulayabilmeli ve uygulayabilmeliyiz. Bilimi ve teknolojiyi batının tekelinden kurtarabilmeli, dolayısıyla tam bağımsızlığımıza kavuşabilmeliyiz. Behiç Gürcihan' ın dediği gibi "kanımızın son damlasına kadar değil, beynimizin son hücresine kadar savaşabilmeliyiz"
.png)

0 Yorum:
Yorum Gönder
Yorum Formu İletisi
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa